T.C. Cumhurbaşkanlığı
Diyanet İşleri Başkanlığı

Sögütlü Müftülüğü

23.05.2017

Paralel devlet bu ülkeye ve bu coğrafyaya ne kadar zarar vermişse paralel diyanetler de bu ülkeye o kadar zarar verir

 

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından bu yıl altıncısı düzenlenen ‘Yurtdışı Din Hizmetleri Konferansı’ Sapanca’da başladı.

Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünce düzenlenen ve dört gün sürecek konferans, “İslamofobiye Karşı Ortak Stratejiler-Bilgi ve Hikmet Ekseninde" başlığı altında toplandı.

Diyanet İşleri Başkanlığının 75 ülkeden temsilcisinin bulunduğu ve Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı, TİKA, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Maarif Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü, AFAD, Kızılay, Göç İdaresi gibi çeşitli kurumlardan da temsilcilerin bulunduğu konferansın açış konuşmasını yapan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Diyanet İşleri Başkanlığının ülkemizde ve yedi kıtada insanlığın hizmetinde olmasının insanlık için son derece önem arz ettiğini kaydetti.

Toplantının, Diyanet’in yurt dışına taşıdığı hizmetlerinde ortak akıl gösteren, yön ve istikamet çizen, önceki yıllarda yapılan hizmetlerin muhasebesini yapma imkanı sunan bir toplantı olduğuna değinen Diyanet İşleri Başkanı Görmez, toplantının hayırlara vesile olmasını diledi.

Diyanet İşleri Başkanlığının, Türkiye’nin dini istikrarının, dini bütünlüğünün ve din güvenliğinin teminatı olduğunu vurgulayan Başkan Görmez, son zamanlarda Diyanet üzerinden sürdürülen tartışmalara ilişkin de açıklamalarda bulundu;

“Paralel devlet bu devlete, bu millete, bu ülkeye ve bu coğrafyaya ne kadar zarar vermişse paralel diyanetler de bu ülkeye o kadar zarar verir…”

Bu ülkede paralel devlet, paralel devlet düşüncesi, bu devlete bu millete, bu ülkeye ve bu coğrafyaya ne kadar büyük zarar vermişse paralel diyanetler de bu ülkeye o kadar zarar verir. Bu bilinmelidir. Hele hele İslam’ın en temel, en saf, en temiz, en masum kavramlarını yıllarca ticari emellerine alet eden paralel diyanetlerin bu ülkeye, Diyanet İşleri Teşkilatı’na, bu topluma, Müslümanlara verebileceği hiçbir şey yoktur. Savunabilecekleri hiçbir değer olamaz. Bunu açıkça ifade etmek istiyorum.

“Diyanet İşleri Teşkilatını FETÖ’yle ilişkilendirmek gibi bir fitne, ancak yine o terör örgütünün eseri olabilir…”

Son zamanlarda içerisinden geçtiğimiz bu zor süreçlerde, çeşitli vesilelerle Diyanet İşleri Teşkilatını asrın fitnesi olan FETÖ’yle ilişkilendirmek, irtibatlandırmak en az 15 Temmuz kadar milletimize zarar verecek büyük bir fitnedir. Buradan herkesi bu fitneden uzak durmaya davet ediyorum. Bu fitne o kadar yaman, o kadar kötü, o kadar çirkin bir iftiradır ki, bu fitneyi Türkiye’de sadece 15 Temmuz’da bu millete her türlü ihaneti, her türlü işgali, her türlü darbeyi yapan o terör örgütünün eseri olabilir ancak. Sadece onların yapabileceği, sadece onların ekmeğine yağ sürebilecek bir fitnedir. 15 Temmuz’da 15 Temmuz’un en kahraman müesseslerinden bir tanesi gurur ve iftiharla ifade etmek isterim ki, Diyanet İşleri Başkanlığıdır. 15 Temmuz gecesinde her imam, her müezzin birleşerek, manevi bir orduya dönüşerek bu milleti her türlü kötülükten, her türlü fitneden korumak için seferber olmuş ve milletimizin hukukunu korumak için elinden gelen her türlü gayreti sarf etmiştir. Ezanları susturan darbelerden, darbeleri susturan sala seslerini bu milletin semalarında o gece yankılatanlar, Diyanet İşleri Teşkilatı’nın mensupları olmuşlardır.

“Diyanet İşleri Teşkilatımızın hem ülkemizde, hem 7 kıtada bütün insanlığın hizmetinde olması bütün insanlık için çok büyük önem arz etmektedir…”

Diyanet İşleri Teşkilatımızın hem ülkemizde, hem 7 kıtada bütün insanlığın hizmetinde olması bütün insanlık için çok büyük önem arz etmektedir. İçinden geçtiğimiz süreçlerde gönül coğrafyamıza baktığımız zaman ülkeler için en önemli husus ülkelerdeki dini istikrardır. Ülkelerin dini istikrarı, dini bütünlüğü, din güvenliği artık o ülkelerin barışı, huzuru için olmazsa olmaz olmuştur. Bugün Suriye, Irak, Yemen, Libya,İslam alemi lisanı hal ile Türkiye’ye adeta sesleniyor ve diyor ki, ‘Ey umut bağladığımız güzel ülke, ey umut bağladığımız Türkiye, tarih boyunca umudumuz olan ve umut olmaya devam eden Türkiye. Bizim konumlarımıza düşmemek için dini istikrarınızı bozmayın. Rahmet olarak gelen dini zahmete dönüştürmeyin. Din üzerinden çekişmeyin, din üzerinden didişmeyin. Sizi birleştirmeye gelen sizi tevhit potasında eriterek birlik ve beraberlik içerisinde, huzur içerisinde yaşamaya gelen dini aranızda bir tefrikaya dönüştürmeyin’

“Diyanet İşleri Başkanlığımız, Türkiye’nin dini istikrarının teminatıdır…”

Türkiye’nin dini istikrarı için üç müessese çok önemlidir. İmam Hatip liselerimiz, İlahiyat fakültelerimiz ve Diyanet İşleri Başkanlığımız. Bu üç müessese içerisinde zaman zaman yanlışlarımız, eksiklerimiz, zaaflarımız ortaya çıkmış olabilir. Fakat bu üç müessesinin ortaya koyduğu ortak akıl, ortak ruh, ortak gönül, ortak kalp, ortak bilgi, ortak hikmet, ortak marifet bu ülkenin teminatıdır. Bu ülkenin birliğinin, beraberliğinin teminatıdır. Bu ülkenin dini istikrarının teminatıdır. Sadece bu ülkenin dini istikrarının değil, gönül coğrafyamızın da dini istikrarının teminatıdır. Onun için hep birlikte millet olarak buradan bütün kardeşlerime, milletimizin her ferdine seslenmek isterim, içinden geçtiğimiz süreçlerde üzerine titreyeceğimiz en önemli hususlardan bir tanesi dini istikrarımızın teminatı olan Diyanet İşleri Teşkilatına zarar vermemektir. Dini istikrarımızın, dini bütünlüğümüzün, din güvenliğimizin teminatı olan Diyanet İşleri Teşkilatımızı gözümüz gibi korumaktır.

“15 Temmuz’da bu millete ihaneti, işgali ve darbe teşebbüsünü yapan menhus örgütün yapılandıkları ülkeler üzerinden ülkemize ve dinimize verdikleri zararı önlemeliyiz…”

İslamofobi ile mücadeleyi düşünürken göz önünde bulundurmamız gereken ve belki de bu toplantıda ele alacağımız konulardan bir tanesi de, 15 Temmuz’da bu millete ihaneti, işgali ve darbe teşebbüsünü yapan menhus örgütün uluslararası arenada yapılandıkları ülkeler üzerinden ülkemize ve dinimize verdikleri zararı nasıl önleyebiliriz? Hassaten oralarda o kadar güçlü olmalıyız ki onların bütün bu kötülüklerden sonra başka dünyaları, başka ülkeleri kullanarak ülkemize, milletimize ve yüce dinimize zarar vermesini önlemeliyiz. Bu da bizim gündem maddelerimizden bir tanesi olmalı. Bu 1 yıllık dönem içerisinde Avrasya İslam Şûrasının 10’uncusunu hemen gerçekleştirdik. Tamamen FETÖ terör örgütünün Avrasya coğrafyasına verdiği zararları müzakere etmek için toplanmıştık. Orada çok önemli neticeler ortaya çıktı ve hakikaten de bunların tesirleri ilgili ülkelerde görülmeye başlandı. En önemlisi de, Avrasya İslam Şûrası ilk defa özellikle fetva konusunda ortak bir ses verebilmek için ortak bir fetva meclisi oluşturdu. Ortak Fetva Meclisi Ankara’da Din İşleri Yüksek Kurulumuzun Başkanlığında ilk toplantısını yaptı ve bir yol haritası belirledi.

“Diyanet İşleri Başkanlığı, Fırat Kalkanı Harekatı çerçevesinde Suriye’de Cerablus, Rai, İdlib gibi şehirlerde tamamen bitmiş olan din hizmetlerini bu Ramazanda tekrar harekete geçirecek…”

Ülkemizin Fırat Kalkanı Harekatı çerçevesinde Suriye’de oluşturduğu güvenlikli bölgede ortaya çıkan şehirler, Cerablus, Rai, İdlib gibi şehirlerde buralarda yıkılan camileri Ramazan’a yetişecek şekilde elhamdülillah bitirdik. Buralarda dini hayat, din hizmetleri tamamen bitmişti, şimdi Diyanet İşleri Başkanlığımız o bölgelerdeki bütün şehirlerde bu Ramazan’da din hizmetini aktif bir şekilde başlayacak şekilde bütün din görevlilerini oradaki kardeşlerimizle birlikte belirledi. Onlar Türkiye’de eğitim alıyorlar şu anda. Gaziantep’te, Kayseri’de eğitim alıyorlar. Her birisi dönüp bu şehirlerde, yıkılan o şehirlerde din hizmetlerini tekrar harekete geçirmek için faaliyet gösterecekler.

“Diyanet İşleri Teşkilatı’nın Avrupa’daki 40 yıllık tecrübesinin FETÖ’den neşet eden iftiralar sonucunda aldığı yaraları sarmalıyız…”

Avrupa’da Diyanet İşleri Teşkilatı’nın 40 yıllık tecrübesinin bu FETÖ’den neşet eden iftiralar sonucunda yaralar aldığını hepimiz biliyoruz. Bu yaraları hep birlikte çok hızlı bir şekilde sarmalıyız. Bilgiyle, hikmetle saramayacağımız yara yoktur bu noktada, yeter ki biz kendi işimizi doğru yapalım. Aşkımızı, heyecanımızı asla kaybetmeyelim. Aşkla, heyecanla, ihlasla, samimiyetle, bilgiyle, hikmetle yeter ki bütün bunları yerine getirelim.

Başkan Görmez, sözlerinin sonunda bu yıl altıncısının düzenlendiği ‘Yurtdışı Din Hizmetleri Konferansları’nın düzenlenmesinde büyük emeği olan Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı yapan Prof. Dr. Mehmet Emin Özafşar’a emeklerinden dolayı teşekkür etti.